Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü
Türk Kahvesi
Çini Sanatı
Cam Üfleme Sanatı
Ebru Sanatı
Hat Sanatı
Mevlevilik
Minyatür Sanatı
Taş İşleme Sanatı
Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü
Kültürel Mirasın Korunması Çalıştayı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması çalıştayı, İstanbul’da gerçekleşti.
Müdürlük Hakkında
Müdürlük Faaliyetleri
Solid - Responsive Tabs
    • İstanbul Dünya Miras Alanları

      UNESCO'nun, DÜNYA MİRAS LİSTESİ ve TEHLİKE ALTINDAKİ DÜNYA MİRAS LİSTESİ olmak üzere iki listesi vardır. Varlıklar listeye kültürel, doğal veya karma olmak üzere üç kategoriden kaydedilmektedir. UNESCO Dünya Miras Listesi adı altında uluslararası koruma altına alınan bu varlıklar arasında Mısır Piramitleri (Mısır), Çin Seddi (Çin), Macchu Picchu (Peru), İstanbul'un Tarihi Alanları (Türkiye), Taç Mahal (Hindistan) ve Serengeti Ulusal Parkı (Tanzanya/Kenya) gibi pek çok farklı dine, dile, kültüre ve ırka ait eserler ve alanlar yer almaktadır. 2012 itibariyle, bu Listede; 745 kültürel, 188 doğal, 29 karma varlık olmak üzere toplam 962 varlık yer almaktadır.

        • İstanbul Tarihi Alanları

          05.12.1984 – UNESCO Dünya Miras Merkezine başvuru
          06.12.1985 – İstanbul Tarihi Alanları’nın Dünya Miras Listesi’ne kabulu

          İstanbul'un Tarihi Alanları;
             Sultanahmet Camii ve Çevresi Kentsel Arkeolojik Park Alanı
             Süleymaniye Camii ve Çevresi Koruma Alanı
             Zeyrek Camii ve Çevresi Koruma Alanı
             İstanbul Karasurları Koruma Alanı

        • ZEYREK CAMİİ VE ÇEVRESİ KORUMA ALANI

             Zeyrek Dünya Miras Alanı Haliç’e hâkim bir yamaç üzerinde Atatürk Bulvarı’nın batısında yer almakta olup Molla Zeyrek Camii (eski Pantokrator Manastırı Kiliseleri) ve çevresindeki sokakları içermektedir. Bölgenin merkezini oluşturan cami 12. yüzyılda İmparator İoannes Komnenos ve eşi Eirene tarafından büyük bir manastırın merkezi olarak inşa edilmiştir.    Manastırın kiliseleri dışındaki bölümlerini taşıyan sarnıçlar dışında bir şey günümüze ulaşmamıştır. Pantokrator İsa’ya (dünya hâkimi İsa) adanmış olan manastırın yan yana üç binadan oluşan kilisesi ortaçağ Bizans mimarisini en iyi temsil eden örneklerden biridir. İyi korunmuş olan kapalı yunan haçı planlı yapılar, boyutları açısından bu tipin en anıtsal örneklerindendir. Bizans kaynakları birçok imparator ve imparatoriçenin bu manastıra gömüldüğünü bildirmektedir. Manastır V. Haçlı Seferi (1204) sırasında İstanbul’un ele geçirilmesinden sonra haçlılar tarafından yağmalanmıştır. Bugün Avrupa müzelerinde korunan bazı el yazmaları, kilise eşyaları ve röliklerin bu manastırdan götürüldüğü iddia edilmektedir. Güneydeki yapının zemininde bulunan renkli mermer döşeme konuları ve işçiliği açısından Bizans döneminden günümüze kalan en müstesna örnektir.
             İstanbul’un fethinden hemen sonra Osmanlı kentinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bazı yapılara yeni fonksiyonlar verilmeye başlandığında Pantokrator Manastırı bu kapsamda medreseye dönüştürülmüştür.
              İstanbul Üniversitesinin tarihi geleneksel bir yaklaşım ile bu medresedeki eğitim başlatılır. Medresede, devrin önde gelen bilim adamları ders vermiştir. Bunlardan “zeyrek” lakaplı (zeki, hazırcevap) Molla Mehmet’ten dolayı yapı ve semt Zeyrek adıyla anılmıştır. Yapının yanında Fatih devrinin önde gelen şahsiyetlerinden Akşemseddin adıyla anılan Molla Şemseddin’in bir tekke tesis ettiği bilinmektedir. Fatih Külliyesi’nin inşasından sonra yapı cami olarak kullanılmıştır. Osmanlı dönemi boyunca onarımlarla yaşatılan yapının ana karakteri özenle korunmuştur. Caminin içerisinde bulunan minber, Bizans döneminin yapı elemanlarının kullanılması ile yapılmış, hem Bizans hem de Osmanlı kültürünü temsil eden bir örnek oluşturmuştur. Alanda günümüze ulaşan en eski yapı V. Yüzyıl dolaylarına tarihlenen geç antik çağa ait bir mezar anıtı olan ve bugün Şeyh Süleyman Mescidi adıyla bilinen yapıdır.
              Bizans devrinde muhtemelen dini amaçla kullanılan yapı Osmanlı devrinde mescit olarak kullanılarak yaşatılmıştır. Batısında yer alan Osmanlı haziresiyle beraber tek kubbeli yapı hem antik çağdan günümüze kültürel birlikteliği taşımaktadır. Bölgenin Haliç ve Atatürk Bulvarı’na doğru eğimli yamaçları teraslarla düzenlenmiştir. Teras duvarları arkasında yer alan ve çoğu Bizans dönemine ait sarnıç ve mahzenler ile farklı kotları birbirine bağlayan yokuş ve merdivenler semtin uzun bir süreçte organik olarak gelişen dokusunu belirler. Bu dokunun içerisinde inşa edilen Çivizade - Ümmü Gülsüm, Kasap Demirhun, Bıçakçı Alaaddin gibi mahalle mescitleri semtin küçük odaklarını oluşturmaktadır. Mütevazı ölçekli bu mescitler ve banileri semtin Osmanlı dönemi gelişimini ve değişimini simgeleyen semt kimliği açısından önemli unsurlardır. Semtte Molla Zeyrek Camii’nin önünde yer alan Çukur Çeşme, üzerindeki sıbyan mektebiyle bir Osmanlı yapısı olmakla birlikte muhtemelen çeşme manastıra ait ayazmasının suyuyla beslenmektedir. Kent içinde çok az olan doğal su kaynaklarından faydalanarak suyun debisini arttırmak için zeminden yaklaşık 5m. derinde inşa edilen ve merdivenlerden inilerek ulaşılan çeşme şehirdeki birkaç örnekten biridir. Semtin su yapılarından biride 16. yüzyılın meşhur Kaptan-I Deryası Barbaros Hayreddin Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı çifte hamam (kadınlar ve erkekler için ayrı bölümleri olan) ismini zengin çini dekorasyonundan almıştır. Yapı İstanbul’daki hamam mimarisinin önemli örneklerinden biridir. Bölgede büyük bir hazire olmamakla birlikte bazıları anonim 15 civarında yatır bulunmaktadır. Osmanlı toplumunda mezar ölüm yaşam alanları kesin sınırlarla ayrılmadığı için bu yerleşim alanında da sokak dokusu içerisinde konutların arasında, hatta konutların içinde kabirlere mezarlara rastlanmaktadır.    Bunlar hem çevrede yaşayanlar hem de tüm İstanbullular tarafında ziyaret edilmekte birçok halk hikâyesine konu olmaktadır. Bunların arasında en meşhuru Mehmet Emin Tokadi makamı olarak bilinen mezardır. Zamanla etrafında bir hazire oluşan bu mezar İstanbul’un en önemli ziyaret yerlerinden bir olmuştur. Bu semtte yaşamış olan ve burada yaptırdığı sıbyan mektebiyle eğitime katkı sağlayan, Osmanlı kültür tarihi açısından önem arzeden simalarından biri olan Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi’nin burada yer alan türbesi halkın yoğun ilgisine mazhar olmaktadır.
        • SÜLEYMANİYE CAMİİ VE ÇEVRESİ KORUMA ALANI

             Süleymaniye Dünya Miras Alanı Haliç’e hâkim bir tepe üzerinde kent siluetinde belirleyici bir nokta oluşturan Süleymaniye Külliyesi ile Şehzade Mehmet Külliyesi çevresinde yer alan, Süleymaniye, Vefa, Vezneciler semtlerini kapsamaktadır.
             İstanbul’un ayakta kalabilmiş en eski anıtlarından olan bugün bozdoğan kemeri olarak bilinen yapının mühim bir kısmı alan içerisindedir. Bugün 5. Metreye yakın kısmı toprak altında kalsa da Roma Çağı su kemeri mimarisinin olağanüstü bir örneğidir. Kemerin bütün İstanbul tarihi boyunca özellikle 16. yüzyıldan itibaren Mimar Sinan tarafından şehre getirilen suyun (başta Kırkçeşme Su Tesisi olmak üzere) kullanılmış olması önemlidir.    Bizans döneminde önemli bir yapılaşma alanı olan bölgede bugün Kalenderihane ve Vefa Kilise Camii (Molla Gürâni Camii) olarak tanınan yapılar günümüze ulaşmıştır. Ayrıca alanın birçok noktasında sarnıç, mahzen çeşitli alt yapılar da görülmektedir. Bizans devrinde inşa edilmiş olan Kalenderihane Camii ve Vefa Kilise Camii Osmanlı devrinde camiye çevrilmiş ve eklenen bölümlerle iki ayrı uygarlığın beğenisini yansıtan yapılara dönüşmüştür. Yapının eski fonksiyonunu isim olarak benimseyecek kadar ilginç yaklaşımlar sergileyen bu dönüşüm koruma ve yaşatma açısından örnek teşkil edecek ayrıntılar içermektedir. Osmanlı döneminde bölgenin hemen yanında Fatih Sultan Mehmet’in tesis ettiği Saray-ı Atik, (Eski Saray) bölgenin gelişiminde belirleyici unsur olmuştur.
          16. yüzyılın ortasında Kanuni Sultan Süleyman şehzadesi Mehmet ve kendi adını yaşatacak iki büyük külliyeyi bu alanda inşa ettirmiştir. Dönemin baş mimarı Sinan eserlerini konu alan Tezkiretü’l Bünyan’da Şehzade Mehmet Külliyesi’ni çıraklık Süleymaniye’yi ise kalfalık eseri olarak nitelemiştir. Neredeyse tüm dokusunu koruyarak günümüze ulaşan bu yapı adaları topografyayla olan uyumu nedeniyle dönemin şehircilik anlayışı açısından da önemli örneklerdir. Eğitimden, sağlığa, ticaretten, barınmaya kadar birçok fonksiyonu içeren külliye birimleri, kent yaşamının toplumsal odağını da oluşturmuştur.
              Bu külliyelerin camileri Akdeniz dünyasının köklü mimari gelenekleri ve formlarıyla dönemlerinin teknolojisini birleştirerek geliştirilen örtü sistemleriyle Osmanlı kültürel coğrafyasında bugüne kadar devam edecek olan bir beğeniyi oluşturmuştur. Süleymaniye Külliyesi Osmanlı dünyasının ikinci büyük külliyesi ve en büyük vakfıdır. Şehir siluetinin önemli bir unsuru olan, avlusundan Haliç, Boğaz ve Galata’ya hâkim konumuyla önemli bir bakı noktası oluşturan külliye, merkezde cami, Kanuni ve Hürrem Sultan’ın türbeleri, sıbyan mektebi, dört medrese ve darü’l-hadis medresesi, tıp medresesi ve darüşşifa, , imaret ve tabhane, hamam ve vakıf dükkânlardan oluşmaktadır. Bu birimler arasındaki sokak dokusu özgünlüğünü korumaktadır. Süleymaniye Külliyesi’nde yapısal malzemenin kullanımı da çok özeldir.
             Yapıda kullanılmak üzere Ege ve Akdeniz dünyasından getirilen renkli mermer levhalar ve sütunlar kendinden önceki uygarlıkları kapsama ve çok geniş bir coğrafyaya hükmetmenin işaretleridir. Caminin içerisinde bulunan dört büyük sütundan ikisi İstanbul’dan, biri İskenderiye şehrinden getirilmiş, diğeri Balbek Jüpiter Tapınağı’dan alınarak özel gemilerle İstanbul’a taşınmıştır. Bu haliyle yapı Osmanlı dünyasının mimari tasarımı, teknik başarısı kadar taş işçiliği, çini, vitray ve hat sanatları açısından da zirvesini oluşturmaktadır. Tuhfetül Mimarin isimli eserde Sinan’ın ağzından anlatılan yapının inşaat süreci ve açılış merasimi ile ilgili hikâyelerden biri oldukça önemlidir. Kanuni Sultan Süleyman devlet ricali ve ulemaya yapının açılışını yapmaya en uygun kişiyi sorduğunda ona Mimar Sinan önerilmiştir. Mimar Sinan dualarla kendi inşa ettiği caminin açılışını yapmıştır. Ayrıca Sinan 1588’de öldüğünde bu külliyenin bitişiğinde inşa edilen türbeye defnedilmiştir. Hükümdarın ve devletin gücünü simgeleyen bu tür bir yapıda mimarı öne çıkaran bu anlayış, sanatçının toplum içerisinde ulaştığı saygınlığı vurgulamak açısından dikkat çekicidir. Alanın batı yönünde şehrin içinden geçen önemli bir yol aksı içinde 1544-1548 yılları arasında inşa edilmiş olan Şehzade Mehmet Külliyesi, cami, medrese, imaret, kervansaray, imaret, sıbyan mektebi ve zaman içinde eklenen türbelerden oluşmaktadır. Zengin çini süslemeleriyle İstanbul’un en etkileyici mekânları olan bu türbeler Osmanlı hanedanına mensup şehzade, hanım sultanlar, damat olan sadrazamlar ve paşalara aittir.
             Bölgede Şeyh Vefa, Ekmekçizade Ahmet Paşa, Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın ve Kaptan İbrahim Paşanın Külliyeleri gibi yapılar topluluğunun yanı sıra Atıf Efendi ve Şehit Ali Kütüphaneleri, sebil ve çeşmeleriyle birlikte ele alınan Recai Efendi ve Ataullah Efendi Sıbyan Mektepleri, Molla Hüsrev, Kirazlı Mescid, Sarı Beyazıt ve Burmalı Minare gibi mescitler ile, bulundukları semtin ibadet ihtiyacını karşılayan yapılar olmakla beraber, birçok açıdan İslam coğrafyasının mimarisine referanslar veren ayrıntılarıyla dikkat çeker. Süleymaniye Dünya Miras Alanı, Türkiye’deki 600 bin yazma eserin neredeyse 6/1’ine sahip el yazması kütüphanelerinden ikisini barındırmaktadır.
        • Sultanahmet Ve Çevresi

          TOPKAPI SARAYI AYASOFYA ve SULTANAHMET CAMİİ nin de İÇİNDE YER ALDIĞI ARKEOLOJİK PARK KORUMA ALANI

             Sultanahmet Dünya Miras Alanı, Tarihi Yarımada’nın doğusunda Sarayburnu Tepesi üzerinde bulunan Topkapı Sarayı’nın yer aldığı Sur-i Sultani Bölgesi ile Sultanahmet Bölgesi olmak üzere kendi içinde iki farklı alandan oluşmaktadır. Doğu sınırını Marmara sahil surları oluşturmaktadır. Bu duvarlar Roma çağından Osmanlı döneminin sonuna kadar onarımlarla yaşatılmıştır. Alanın batı sınırı kuzeyde Sur-u Sultani ile başlayıp güneye doğru Küçük Ayasofya’yı da içine alacak şekilde Marmara Surlarına ulaşmaktadır. Bizans dönemi boyunca birçok önemli yapıyla zenginleşen bu bölge, İmparatorluk sarayı ve Ayasofya’nın bulunduğu bir alan olarak sadece şehrin değil, devletin ve dolayısı ile de yakın coğrafyanın da merkezidir. Ayasofya’nın önünde eskiden Mese olan Divanyolu’nun üzerinde yer alan Million Anıtı, İstanbul’dan Roma’ya giden Via Egnatia’nın başlangıç noktasıdır. Bu yol doğu ve batı dünyası arasında askeri-siyasi, dini-kültürel ilişkilerin etkileşimini sağlamıştır.
             Bizans döneminde bu alan siyasi ve dini irade ile halkın eğlence hayatının odağı olmuştur. Büyük Saray hem hükümdar ve ailesinin özel hayatının geçtiği alan hem de devletin idari merkezi olarak kullanılan bir mekân olmuştur. Ayasofya dini ve idari gücün sembolüdür. Hipodrom ise halkın günlük hayatındaki eğlence ve yarışların, imparatorluk törenlerinin yapıldığı toplumsal bir mekândır. Akdeniz dünyasının merkezine dönüşen şehir bu coğrafyadan taşınan daha önceki uygarlıklara ait eserlerle ve kutsal emanetlerle geniş bir tarihi ve coğrafi arka plan kazanmıştır.
              Eski Çağ boyunca güç ve zenginliğin simgesi olan obeliskler Mısır dışında sadece Roma ve İstanbul şehirlerinde yer almıştır. Şehirde meydanları süsleyen anıttan pek azı günümüze ulaşmıştır. Bunlardan Sarayburnu’nda bulunan ve Gotlar Sütunu adıyla anılan anıt, Roma İmparatorluğu’nun kuzeyli barbar halklardan Gotlara karşı kazandıkları zaferin hatırasına dikilmiştir. Yine bu dönem anıtları olan Mısır Dikilitaşı, Örme Dikilitaş ve Yılanlı Sütun Osmanlı dönemi boyunca varlıklarını sürdürerek birçok efsanenin de kaynağı olmuştur. Eski ve Orta çağ kaynaklarında uzun uzun bahsedilen muhteşem imparatorluk sarayı ise daha Bizans döneminde kısmen harap olmuştur. Geniş bahçeler içinde birçok yapıdan oluşan bu sarayın günümüze ulaşan en önemli kısmı Bukoleon Sarayı denilen kısmıdır. Bukoleon Sarayı günümüze ulaşan yegâne Bizans sahil sarayıdır. Sarayın revaklı bir avlusuna ait olduğu anlaşılan döşeme mozaikleri nitelikli işçilikleri, farklı kompozisyon ve formları ile dünyadaki örnekleri arasında eşsizdir. Bölgede inşa edilen Ayasofya, Ayairini ve Küçük Ayasofya gibi dini yapılar da Akdeniz dünyasının mimari ve süsleme gelenekleri ile oluşturulmuştur. 6. yüzyılda inşa edilen ve olağanüstü boyutlarda alışılmadık tasarımı ile dikkati çeken Ayasofya bir mimarlık şaheseri olarak günümüze ulaşmıştır. Yapının mozaik tekniğinde yapılan tasvirleri Bizans resim sanatının en önemli örnekleri arasında olup dünya resim sanatı açısından da büyük bir öneme sahiptir. Bölgedeki önemli Bizans kiliselerinden Ayairini de boyutlarıyla, avlu, sinthronon gibi birimleriyle bütünlük içinde günümüze ulaşabilen ünik bir eserdir. Ayrıca yapı içerisinde bulunan bezeme Bizans dini hayatının İkonoklasma olarak adlandırılan döneminin günümüze ulaşan tek anıtsal örneğidir.
              Bizans döneminin önemli bir yerleşim alanı olan bölgede Yerebatan ve Binbirdirek gibi büyük ölçekli sarnıçların dışında, daha küçük ölçülerde olmak üzere elli kadar sarnıç bulunmaktadır. Bu su tesisleri daha önceki dönemin yapı malzemeleri ile inşa edilmiş, Dünya’da Ortaçağ mimarisinin oldukça etkileyici mekânlarıdır. Eski Çağ ve Orta Çağ boyunca dünyanın hiç bir yerinde bu kadar çok sayıda ve bu kadar büyük ölçekte sarnıç inşa edilmemiştir. İnşa edildikleri dönemde sadece su depolamak için kullanılan bu yapıların bir kısmı bugün anıt müze ya da turizm amaçlı kullanılmaktadır. Osmanlı döneminde şehrin doğu ucunda, Haliç ve Marmara’ya hâkim tepe üzerinde inşa edilmeye başlanan Osmanlı sarayı doğu ve batı saray geleneklerinin şekillendirdiği birimleri ve çeşitli dönemlerde yapılan bölümleriyle sürekli genişlemiştir. 15. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar inşa edilmiş olan Topkapı sarayı her dönemin mimari özelliğini ve süslemelerini bir arada yansıtan ve günümüze ulaşan en önemli yapılar topluluğudur. Osmanlı idaresinin geleneksel yaşam unsurlarını ve mekân kurgusunu en iyi şekilde ifade eden sarayda modern hayata geçişin aşamaları da izlenebilmektedir. Padişahın özel hayatının dışında idari ve eğitim birimlerini de içeren sarayın mimarisi ve yaşam gelenekleri, geniş bir coğrafyada uzun süre yönetici sınıfının konut ve yaşam unsurlarını belirlemiştir. Bugün müze olarak kullanılan sarayda Akdeniz coğrafyasının en büyük siyasi ve askeri gücü olarak Osmanlı Devleti’nin kimliğini ve beğenisini yansıtan objelerin toplandığı birçok koleksiyon oluşmuştur.
        • İSTANBUL KARA SURLARI KORUMA ALANI

          İSTANBUL KARA SURLARI KORUMA ALANI

             Karasurları Dünya Miras Alanı, kentin kurulduğu yarımadayı batıda (kara yönünde) sınırlayan ve güneyde Marmara Denizi’nden başlayıp kuzeyde Haliç’e kadar uzanan surları ve yakın çevresini içerir. Kara surları, doğal topografik eğriler üzerinde yer alan ana sur, ön sur ve hendekten meydana gelen üçlü savunma sisteminden oluşmaktadır. IV. yüzyılda İmparator Konstantinus’un Bizantion kentini Konstantinopolis/Nea Roma adıyla Roma İmparatorluğu’nun doğudaki idari merkezi olarak yeniden inşa ettikten sonra kentin nüfusu hızla artmış ve 5. yüzyıl başında Konstantinus surlarının dışına taşmıştır. İmparator Theododius, kentin sınırlarını bu yeni mahalleri de içine alacak şekilde batıya taşımıştır. 5. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen 96 kule ile korunan, 5700 m. uzunluğundaki ana sur, ön sur hattı ve daha geç bir dönemde eklenen hendekten oluşan savunma sistemi tasarlanmıştır. Üç kademeli savunma sistemi ile Theodosius Surları Tekfur Sarayı olarak tanımlanan Bizans Sarayı’na kadar devam eder.
             Tekfur Sarayı’ndan Haliç’e kadar uzanan bölgede ise Ayvansaray semtini koruyan duvarlar, Heraklios, VI. Leon, Theofilos ve Manuel Komnenos dönemlerinde inşa edilmiştir. Bu surlar, ilk çağ ve ortaçağ boyunca gelişmiş kuşatma tekniklerine karşı Akdeniz dünyasında geliştirilen savunma tekniklerinin ulaştığı en son aşamasını temsil etmektedir. Bu nedenle yaklaşık 1000 yıl boyunca kente ulaşmak isteyen birçok orduyu durdurmuş, Bizans Devleti’nin bu süre boyunca varlığını devam ettirebilmesinin en önemli dayanağı olmuştur.
              Mimari özelliğinin yanı sıra dünya tarihinin şekillenmesinde de benzersiz bir yere sahiptir. Surlar Bizans ve Osmanlı tarih boyunca, başta kapılar olmak üzere birçok kez onarılmış ve bazı bölümleri yenide inşa edilmiştir. Kenti batıdaki merkezlere bağlayan yollar surlardan görkemli kapılarla dışarı açılır. Kapıların önündeki büyük hendeği aşmak için inşa edilmiş olan kemerli taş    köprüler şehrin en eski köprüleridir. Kente ulaşanların ilk karşılaştıkları kent imgesi olan surlar ve kapılar devletin gücünü simgeleyen anıtlar olarak algılanmıştır. İki kule arasına yerleştirilen büyük bir kemerle vurgulanan geçişler eski çağdan kalan geleneklerin devamı niteliğindeki, kitabeler ve dini simgelerle süslenmiştir. Benzer şekilde Osmanlı döneminde bu kapıları bekleyen yeniçeri ortalarının remizleri (armalar) başarılı pehlivanların, okçuların hatıraları kapılara yerleştirilmiştir.
              Surlar ve hendeklerin önündeki alan, Bizans ve Osmanlı dönemleri boyunca kentin mezarlık alanı olarak kullanılmıştır. Surların restorasyon çalışmalarında tespit edilen hipojeler Bizans mezar mimarisi ve bezemesi açısından oldukça önemli örneklerdir. Silivrikapı’da bulunan hipoje, Hıristiyan inancıyla ilgili kabartmalarıyla erken Bizans döneminde İstanbul’a özgü olan bir taş işçiliğinin örneklerini sergilemektedir. Osmanlı döneminde günümüze kapıların etrafında anonim veya efsanelerle karışmış tarihsel kişiliklere ait yatırların, kentin manevi korumasını sağladığına inanılmıştır. Kapılarda bulunan karakollarda görev yapan nöbetçiler vasıtasıyla gündüz şehre giriş ve çıkış denetlenmiş, gece ise bu kapılar kapalı tutulmuştur. Kalabalık grupların şehre girip çıktığı kapıların civarında hanım sultanların, vezirlerin ve Osmanlı ricalinin külliyeleri inşa edilmiştir.
              Yedikule yakınında Hacı Evhad Külliyesi, Silivrikapı önünde Hadım İbrahim Paşa Külliyesi ile Bâlâ Süleyman Ağa Külliyesi ve tekkesi, Topkapı’da Sadrazam Kara Ahmet Paşa Külliyesi, Edirnekapı’da Mihrimah Sultan Külliyesi ve Ayvansaray’da İvaz Efendi Camii kent içinde sur içinde, Merkez Efendi Külliyesi ve Tekkesi ile Yenikapı Mevlevihanesi sur dışında yakın çevredeki önemli yapılardır. Hayır sahipleri, çeşme sebil ve namazgahlarını (açık hava ibadethanesi) benzer nedenlerle bu aksta yaptırmışlardır. Ayrıca kapıların karşısına gelecek şekilde inşa edilen değişik tarikatlara ait tekkeler sayesinde bu akslarda manevi hayat canlı tutulmuştur. Buradaki bir diğer önemli yapı unsuru da kahvehanelerdir. Bunlar hem şehre giriş çıkış yapanların dinlendiği, hem de gece şehre ulaşanların konakladığı yapılar olarak toplumsal hayatta önemli bir yere sahip olmuştur.
             Yedikule Hisarı, Tekkeler; Hacı Evhad, Bala Sülayman Ağa, Emir Buhari, Küçük Efendi, Surdışı; Hirami Ahmet Paşa, Emin Baba Tekkesi, Takyeci İbrahim Ağa, Merkez Efendi, Yenikapı Mevlevihanesi, Eryek Baba (Kazlıçeşme Bektaşi Dergâhı) Surların yakınındaki Osmanlı külliyeleri; (Hacı Evhad Külliyesi, Hadım İbrahim Paşa, Bala Süleyman Ağa, Kara Ahmet Paşa, Neslişah Sultan Camii, Mihrimah Sultan Külliyesi, Kariye Camii, İvaz Efendi, Camisi.
        • KVK Bölge Kurulları Sınırları


          Haritayı Büyütmek İçin Üzerine Tıklayın

        • KVK Bolge Kurulları Üyeleri

        • TVK Bölge Komisyon Sınırları


          Haritayı Büyütmek İçin Üzerine Tıklayın

        • TVK Bölge Komisyon Üyeleri

    • Koruma Master Planı

      İstanbul Fatih, Eyüp, Üsküdar ve Beyoğlu İlçeleri Tarihi Merkezleri Koruma Stratejilerinin Belirlenmesi ve Dünya Miras Alanlarında (Süleymaniye, Zeyrek,
      Sultanahmet, Karasurları) Sosyo-Ekonomik Araştırmalar, Değerlendirmeler ve Çözüm Önerileri

      • İŞİN SÜRESİ: 300 GÜN
      • İŞİN BAŞLAMA TARİHİ: 05.11.2015
      • İŞİN BİTİŞ TARİHİ: 30.08.2016

      İş Programı



      PROJE SONUNDA ELDE EDİLECEK OLAN VERİLER



      PROJE SONUNDA ELDE EDİLECEK OLAN VERİLER



    • ENVANTER ÇALIŞMALARI

      Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü - Envanter Çalışmaları kapsamında; İstanbul ilinin bütün ilçelerine ait kültür envanteri, aşamalar halinde güncellenmektedir.
      Çalışmanın amacı, ilçelerin güncel halihazır haritadaki kadastral bilgilerine göre sınıflandırılmış kültür envanterini çıkarmak ve sonraki çalışmalarda
      kullanılabilecek bir veri tabanı oluşturmaktır.

      Envanter çalışmaları, 4 aşamadan oluşmaktadır:

      1. Tescilli yapılara ilişkin mevcut veri ve bilgilerin derlenmesi (Ofis Çalışması)
      2. Yerinde tespit, inceleme ve fotoğraflı belgelemenin yapılması (Alan Çalışması)
      3. Envanter/Anıt Fişleri’nin doldurulması (Veri Girişi)
      4. Verilerin sayısallaştırılması, karşılaştırılması ve değerlendirilmesi (Analiz)


          Çalışmada ele alınan ilçenin genelinde, mimar, restoratör, sanat tarihçisi, şehir plancısı ve arkeologlardan oluşan ekipler tarafından “alan çalışması” yapılmaktadır. Alan çalışmasında, tescilli tarihi eser niteliği taşıyan tüm yapılar yerinde incelenmekte, fotoğrafları çekilmekte ve envanter fişleri düzenlenmektedir. Ayrıca, tescile önerilmesi gereken yapı, eser veya kalıntılar için de envanter fişi hazırlanmaktadır. Böylece, tescilli tarihi eser niteliği taşıyan veya tescile önerilmesi gereken kültür varlıklarının korunma durumlarını gösteren, güncel belgeler üretilmektedir.

        • Tespit ve Tescil Edilenler

            • Envanter No SOKÜM Unsurunun Adı UNESCO Tescil Durumu
              10001 Meddahlık Geleneği UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10002 Mevlevi Sema Töreni UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10003 Âşıklık Geleneği UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10004 Karagöz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10005 Nevruz/ Nevruz(English) UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir-Dosya paydaş ülkelerin genişletilmesi planlanıyor
              10006 Barana, Sıra Gecesi, Yâren vb. Geleneksel Sohbet Toplantıları  UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10007 Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10008 Alevi-Bektaşi Ritüeli:Semah UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10009 Tören Keşkeği Geleneği UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10010 Mesir Macunu Festivali UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10011 Kahve Kültürü UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10012 Hıdırellez / Hidirellez 2017 UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesinde kabul edilmesi gündemdedir
              10013 Ebru Sanatı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Temsili Listesinde Kayıt Edilmiştir
              10014 Nazar Boncuğu Geleneği
              10015 Aşure Geleneği
              10016 Sabantoy ve Tepreş
              10017 Sarıkeçililer ve Yayla Göçü
              10018 Islık Dili/Whistled Language 2017 UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesinde Acil Koruma Gerektiren SOKÜM Unsuru Listesine kabul edilmesi gündemdedir.
              10019 Taş İşlemeciliği Geleneği
              10020 Ahilik 
              10021 Arguvan Türküleri
              10022 Atma Türkü Geleneği
              10023 Barak Havaları
              10024 Bıçakçılık Geleneği
              10025 Boğaz Havaları
              10026 Bozlak Havaları
              10027 Cam Altı Resmi
              10028 Çalgı Yapımcılığı
              10029 Çini Sanatı / The Art of Çini-Making 2016 UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesinde kabul edilmesi gündemdedir
              10030 Çoban Bayramları:Koç Katımı, Saya, Döl Dökümü, Yünüm-Koyun Yüzdürme
              10031 Çömlekçilik Geleneği
              10032 Edirnekâri Sanatı
              10033 Erguvan Bayramı
              10034 Ehram Geleneği
              10035 Halı Dokuma Geleneği
              10036 Hamam Kültürü
              10037 Hayır Geleneği
              10038 İmece
              10039 Halay
              10040 Kaşenlik
              10041 Keçecilik Geleneği
              10042 Kilim Dokuma Geleneği
              10043 Kirvelik
              10044 Kispet Yapımcılığı
              10045 Köçeklik
              10046 Köroğlu Hikâyelerini Anlatma Geleneği
              10047 Köse Oyunu
              10048 Lületaşı İşleme Sanatı
              10049 Mayıs Yedisi
              10050 Nasreddin Hoca Fıkralarını Anlatma Geleneği
              10051 Oya Sanatı
              10052 Sepetçilik Geleneği
              10053 Seğmenlik Geleneği 
              10054 Sinsin Oyunu
              10055 Telkâri Sanatı
              10056 Yağmur Duası Törenleri
              10057 Yayla Şenlikleri
              10058 Yaylacılık Geleneği
              10059 Yazmacılık Geleneği
              10060 Zeybeklik Geleneği
              10061 Ahşap Oymacılığı
              10062 Arabaşı Geleneği
              10063 Aşık Oyunu
              10064 Aşuk ve Maşuk 
              10065 Bakırcılık Geleneği
              10066 Bar
              10067 Bastonculuk Geleneği
              10068 Cezayir Havaları
              10069 Cirit
              10070 Çeyiz Geleneği
              10071 Çiğdem Pilavı
              10072 Değirmen Kültürü
              10073 Deve Oyunu
              10074 Diş Hediği Geleneği
              10075 Güreş Geleneği
              10076 Hat Sanatı
              10077 Horon
              10078 Hoyrat
              10079 İpek ve İpek Böcekçiliği Kültürü
              10080 Kanaviçe İşleme Geleneği
              10081 Karşılama
              10082 Katı' Sanatı
              10083 Kına Gecesi
              10084 Kız Kaçırma Oyunu
              10085 Kukla 
              10086 Kündekâri Sanatı
              10087 Macahel Şarkı Söyleme Geleneği
              10088 Mâni Söyleme Geleneği
              10089 Minyatür Sanatı
              10090 Ninni Söyleme Geleneği
              10091 Okçuluk
              10092 Ölü Helvası Geleneği 
              10093 Pekmez ve Şıra Yapımı
              10094 Ramazan Gelenekleri
              10095 Saraçlık Geleneği
              10096 Sedef Kakma Sanatı
              10097 Şivlilik Geleneği
              10098 Talikacılık
              10099 Taziye Geleneği 
              10100 Tezhip Sanatı
              10101 Topaç
              10102 Üfleme Cam ve Beykoz İşi Süsleme Sanatı
              10103 Yemenicilik Geleneği
              10104 Yorgancılık Geleneği
              10105 Zeytin ve Zeytinyağı Kültürü UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras İhtisas Komitesinde kabul edilmesi gündemdedir
              10107 Mersiye Geleneği
              10108 Mevlit Geleneği
              10109 Lokum Kültürü
              10110 Tahta Kaşık Geleneği
        • Tescili Önerilenler

            • TESCİLE ÖNERİLEN SANATKAR VE USTALAR

              Öneriyi Veren Kişi Yada Kurum Önerinin Niteliği Öneri Unsuru Durumu
              İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Yaşayan İnsan Hazinesi Minyatür Sanatçısı-Nilgün GENCER Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Yaşayan İnsan Hazinesi Katı' Sanatçısı - Dürdane ÜNVER Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Yaşayan İnsan Hazinesi Tespih Ustasu-Lokman KARADAĞ Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Beykoz Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Karagöz Sanatçısı-Ünver ORAL Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Beyoğlu Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Meddah-Mehmet ESEN Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Çekmeköy Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Aşık-Zikri TOPAL Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Çekmeköy Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Aşık-Erzade KAPAN Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Esenyurt Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Karagöz Sanatçısı-Turgay ŞEKER Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Silivri Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Tarihi Birikim-Aydın KESKİNOCAK Silivri Belediyesi tarafından Önerildi..
              Silivri Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Tarihi Birikim-Seyfi ATUN Silivri Belediyesi tarafından Önerildi.
              Silivri Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Tarihi Birikim-İlhan KALAMAS Silivri Belediyesi tarafından Önerildi.
              Silivri Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Tarihi Birikim-Hamit BERKTAŞ SilivriBelediyesi tarafından Önerildi.
              Sultanbeyli Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Ahşap Oyma Sanatçısı-İsmail AVŞİN Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi
              Sultanbeyli Belediyesi Yaşayan İnsan Hazinesi Gramofon Ustası-Sacit CAVŞAK Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü Tarafından Önerildi

KÜLTÜREL MİRAS KORUMA MÜDÜRLÜĞÜ

Tarihi Yarımada'da yer alan Türbe , Hazire ,Kabir gibi değerlerimizin görsellerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

<   Tüm Fotoğraflar   >